Karşına Çıkmak

Kuyruğuma basıldı Tanrım. Hücrelerim mazoşistliğinden nasibini alsa da nasıl acıdı bilemezsin,artık kusmalı gözyaşı fırtınalarını ya da sarı çığlıklardan yolmalı tel tel.Boğazımdaki acı gitgide büyüyor.Bu gidişle nasıl su içerim bilmiyorum.Hayata tutunduğuma inandığım portakal çiçekleri,gözlerimin önünde mor dikenli çiçeklere dönüştü taçlarından ve üstelik ben o sırada ölmüyordum.Kalelere vurduğum yumruklarımın ne büyüklükte yaralar açtığını izlerken gülüyordum,çünkü ben göğüs […]

Alaska’da Ağlayan Acı

Saçları badanasının altında yıllanmış Portakal Kız,yazarken kelimeleri dökmemeye çalışınca dökülmeyen her şey ona inat dökülür.Bir kedi tüyünün üzerinden atlayıp gözleri şişene kadar uyuduğu bütün şiirler körebe oynar. Alaskamavisi,açlık senfonisi çalan midemdeki papatya çaylarına aldırmadan sordu: “Peki ya ‘Portakal Ruhlu Kadın’ kim?” “Bilmiyorum.”dedim.Bilmiyordum.Belki de öyle hissediyordum. “Kitapta kız,oğlana onu beklemesini söylüyordu.”dedim.Bu kelimeleri neden döktüğümü bilmiyordum.Durdu ve […]

Mandalina Kabuğu

Her şey o zaman başladı.O zaman işte,biliyorsun.Saçlarımın tarumar sarısına aldırmadan başımı göğsüne sapladım ve gördüm içindeki kaynayan şarap kadehini.Gözlerimin maviliğine kedi tüyleri karışınca siyah sokak köpeklerini takip eder oldum.Meçhul bir adamın cinayet saatinde gri eldivenlere örümcek ağları bulaşıyordu ve ben her sabah o yokuşu inerken damarlarımda dolaşan bisikletleri kilitlemeden edemiyordum.Kızgın kilitlerle kilitlediğim halde çalınan nefesim,ölü […]

Venüs

Bu aralar kulak arkamdaki gözlük izlerinde galaksiler yetiştiriyorum.Göz kapaklarımın ardında trafik ışıklarını yutan karadelikler var.Acı yedikten sonra su içmek istiyor arabalar.Benim dünyamda deniz dahi siyah.Hatta içindeki küçük deniz yıldızı da…Uçan fil sürüleri bilinçaltıma el sallıyor.Ve bilinçaltımda kötü filmlere kahkaha atan kediler var.Elim boynuma gidiyor.Biliyorum,duruyor orada turkuaz taşı.Şarap içen kızılderililere merhaba deyip mezarlıktan papatya topluyorum.Şapkasını gözlerine […]

NEREDE tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet-geçmişinde bunların hiçbiri yok;hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. İz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?Kökeninde aldatıcı ve yıkıma mahkum olmayan hiçbir “yeni” hayat görmedim şimdiye kadar. Her insanın zaman içinde ilerleyip bunaltılı bir geviş […]

İrisin Ölümü

  bugün kalbimi eski bir plak gibi öyle çok tersine çevirdim ki: bazı şarkılar vardır cızırtılı bir yağmur gününü anlatır uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır, o zaman bir yavru yengece bakan insanların şarkısı olurdu o şarkının adı. keşke ismim iris olsaydı, keşke ismim herkese sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı. […]

Hüzün

Mavi bir hüzün vardı Bu mavi pek de güzel bir mavi olamaz dedim Hem hüzün mavi değildir ki Hüzün dediğin sarıydı Ya da hüzün denilen şey Belki de tren garındaki yalnız kadındı Üzerinde eski sarı bir palto vardı Paltosunun cebinde gözyaşı mendilleri Gözyaşında geçmişin izleri Doğum izinde ise yine hüzün Hüzün denizinde boğulan hüzünlerim vardı […]